Sevgili dostlarım, Atilla Yaşar'da namlı diğer Fröş'ün kanalına hoş geldiniz. Bir kez daha hafta sonunda evinizde misafir olmaktan fevkalade keyif duyduğuma emin olabilirsiniz. Zaten artık hayatta keyif duyduğum tek şey bu oldu. Çünkü iyi şeyler olmuyor dünyada. Hürmüz'de ve Bab-el-Mandep'te kriz devam ediyor. Bir de bunlara şimdi bombalanan petrol tankerlerinden sızan, yayılan petrol eklendi. oraları da yakında deniz hayvanlarına düşman bir ortam haline gelecek. Merak etmeyin bunlarla kafanızı boğmayacağım. Ne tarihi El Nino'yu ne beklenen kuraklığı hiçbirini ne de savaşı anlatmayacağım. Pratik sizi çok ilgilendiren bir soruya cevap arayacağım. Faizler ne zaman inecek? Herkes faizlerden şikayetçi, faizlerden şikayetçi olmayan yok. O zaman soralım ve cevapları nerede bulacağımız konusunda da Perşembe günü Merkez Bankası'nın yaptığı Üçüncü enflasyon raporusunu ve arkasından soru cevap kısmından yararlanalım. Evet, Merkez Bankası açıkçası ben seyretmedim. Çünkü yeni bir şey beklemiyordum. Merkez Bankası ikinci raporda ne söylediyse bu sefer de aynı şeyleri söyleyecek diye düşünüyordum. Yanılmışım. Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini %28'e çekti. Ama hedefini %26'da bıraktı. Şimdi kafamı etrafa sallıyorum. Çünkü eğer ekonomist değilseniz hatta ekonomistseniz bile hedef ve tahmin arasındaki farkı anlamak çok güç. Anladığım kadarıyla şunu demek istiyorum Merkez Bankası. Ben hala para politikasıyla enflasyonu 26'ya düşürmeye çalışacağım ama 28'e yükselmesi para politikasından değil küresel şoklardan kaynaklanacak bir gelişme. Bunlara karşı da yapabileceğim hiçbir şey yok. Etkilerinin geçmesini bekleyeceğim. Dolayısıyla 28'e çıkarsa da tepki göstermeyeceğim. Merkez Bankası raporuna şöyle bir bakalım. İyi, kötü ve çirkin diye sınıflandıralım faiz sorusuna cevap aramadan önce. İyi tarafı Merkez Bankası'nın gayet gerçekçi konuşması. Somut kanıtlara dayanarak konuşuyor. Söylediklerimin çoğuna katılıyorum. Bu sene 28'e çıkartması tahmini de gayet doğru. Cuma günü yine piyasa katılımcılar anketi yayınlandı. Onların yıl sonu TİFE beklentisi 29.6. İşte bizim para analizi kanalında ekonomimde çeşitli analizler yaptık. Aracı kurum raporlarını gözden getir. Onlar da sene sonunda 30 bekliyorlar. Dolayısıyla Merkez Bankası aslında gerçeğe yakın patikada hareket ediyor. Çirkin tarafına geldiğimizde Merkez Bankası para politikasını sıkılaştırmaya gerek olmadığını, çünkü enflasyonda katılığın azaldığını ve iç talebinde fevkalade zayıfladığını, bütün bunlar enflasyonun müdahale edilmeden düşeceği anlamına geldiğini iddia ediyor. Ya normalde doğru ama Türkiye şartlarında doğru değil. İş talep hakikaten zayıf. İşte cuma sabahı okuyorum, inşaat imalat endeksi 3,5 yılın dibine düşmüş. Yani inşaat da ima edilmiyor artık Türkiye'de. Nereye baksanız gerçekten iş talebin zayıfladığını görüyorsunuz. Ama maalesef Türkiye gibi bir ülkede iş talebin zayıflaması enflasyonu düşürmez. Çünkü iş talep zayıflarken, yani arz iş talepten daha hızlı daraldığı için fiyatlar yeniden yüksek kalabilir. Bir de şöyle bir konu var. Biz buna dirsekli talep eğrisi, king demand curve, yani fiyatlama gücü olan şirketler satışları düştüğünde ya da talep azaldığında fiyatta düşürmek yerine fiyatları yükseltebiliyorlar. Bence Türkiye bu ortamda çalışıyor. Eğer 25 liradan yeteri kadar satamıyorsa 50 liraya çekiyor fiyatını. Hiç olmazsa kar marjından kazanıyor çünkü talep esnek değil. Ama eyvallah buna da katılabilirim. Çirkin olan tarafı Merkez Bankası'nın yakında tarih vermiyor. fonlama faizini yani piyasada iş yapan faizi 40'tan 37'ye çekeceğini çıtlatması. Şimdi arkadaşlar yani enflasyon tahmininizi yükseltiyorsunuz. Bu geçici şoklardan dolayı olabilir. 2027 yılında hala %15 enflasyon hedefiyle hareket ediyorsunuz. Ve bir yandan da piyasada iş gören yani kredi ve mevduat faizini belirleyen faizi düşürüyorsunuz. Bu nasıl olacak? Yani iş talep zayıf ama faizleri düşürürseniz iş talep yerinden güçlenmeyecek mi? Türk milletinin ve özellikle COBİ'lerin kredi iştahı ve sevgisi bilinmiyor mu? Dolayısıyla bunu çirkin buldum. Kötü olan taraf ise çok kısa. 2027-2028 tahminleri. 2027'de enflasyon 15'e düşecekmiş. 2028'de de 9'a. Ya hani dünyada mucizeler oluyor. Petrol 40 dolara düşer. Düşer bu da enflasyonda. Ama kendi başına düşmez, dünyada hiçbir ülkede hiçbir zaman %30'a çıkan bir enflasyon ekonomik tedbir alınmadan kendi başına düşmez. Böyle bir şey söz konusu değil. Sebebi de basit. O %30 enflasyon beklentisi artık insanların davranışlarına işlemiştir. Yani 3 senedir enflasyon 30, bundan sonra da 30 olur. Ben ona göre zam isteyeyim ya da fiyatlarımı ona göre arttırayım. Türkiye'de olan da budur. Dolayısıyla enflasyonu hakikaten 15'e ve daha sonra 9'a düşürmek istiyorsak, bütçe politikası ile poli politikasının koordineli olarak iş talebi daha da düşürecek politikalar icra etmesi gerekecek. Ama Merkez Bankası ben hiçbir şey yapmayacağım, enflasyon %15'e düşecek diyor. Bu gerçekçi değil. Zaten yine Cuma günü bahsetmiştim açıklanan piyasa katılımcıları anketi ki Merkez Bankası kendisi düzenliyor. Gelecek sene enflasyonu sanırım %20'nin üstünde görüyor. Ben de öyle düşünüyorum açıkçası. Eğer büyük petrol şoku yaşamazsak ki yaşayabiliriz. Bu sene tüfeği 30'da kapatırız. Gelecek senede petrol normale döndüğü için %20'lere düşeriz. Tabii 2027 için tahminlerim oldukça muğlak. Çünkü 2027 yılında seçim olabilir. O zaman manzara değişir. Şimdi gelelim faizlere ne zaman ineceğine. Yine aracı kurum raporlarına baktığımızda çünkü bilgiyi oradan aldığınızı tahmin ediyorum. sene sonunda politika ve fonlama faizinin 35'e düşeceği tahmin ediyor. Ortalaması bu. Yani şu anda olduğundan 5 puan daha düşük olacak faizler. Çok basit bir ifadeyle o zaman mevduat ve kredi faizleri de 5 puan daha düşük olacak. Çok güzel. Bu sizi sevindirici bir haber olarak gelebilir. Bence gerçekten Merkez Bankası'nın niyeti de bu. Ama dışsal koşullar buna müsaade etmeyecek. Arkadaşlar, Hürmüz'ün ve Babel Mandevi'nin yakında açılması diye bir şey söz konusu değil. Trump Perşembe günü yaptığı açıklamada İran'a karşı baskıyı arttırıp yeni ekonomik yöntemlerle İran'ı iyice fakirleştireceklerini söyledi. İran da ordusunun düzenini değiştirerek daha çok dış müdahale yapabilecek bir konuma yerleştirdi. Ve kesinlikle yani Trump barıştan bahsediyor, müzakerelerin bitmek üzere olduğundan bahsediyor. İran diyor ki açık açık biz Amerikalılarla görüşmedik dahi bunlar neden bahsediyorlar diyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde mesela Amerikan ara seçimlerine kadar Gürmüzboğaz'ın, Babel Mandevi'nin kapalı kalacağı ve Brent petrolünün yeniden 100 dolara çıkacağını riskini unutmamalıyız. Bu durumda enflasyon da 35'e çıkar. Merkez Bankası da hiç faiz indiriminin yanına dahi yaklaşamaz. İkincisi savaşlar o kadar çabuk geçiyor ki artık Türkiye'de hani bırakın basında el almayı konuşulmuyor bile. İşte Gazze'de katliamlar devam ediyor. İsrail, Rübnan'da alçakça taarruzlarına devam ediyor. Ama en önemlisi Ukrayna ile Rusya artık cephede inişemedikleri için Karadeniz'deki bütün tankerleri bombalıyorlar. Yani Karadeniz'de kalkan avlamaya gitsen yakında seni de bombalayacaklar. Bu çok önemli. Çünkü dünya tahıl tüketiminin önemli bölümünü Karadeniz yoluyla Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Ukrayna Ağustos'ta hiç de alı ihracatı yapamadı elimdeki verilere göre. Rusya'nın petrol ihracatı neredeyse %40 geriledi. Dolayısıyla buradan da bir fiyat şoku geliyor. Biz bunu bugünlerde hissetmeyiz ama sonbahar aylarında işte tarımsal mahsul, meyve mahsulü alınıp fiyatlar yeniden yükselmeye başladığında ciddi bir enflasyon baskısıyla karşı karşıya kalacak. Bu sebepten dolayı ben Merkez Bankası'nın istemesi ve planlamasına rağmen bu sene faiz indireceğine inanmıyorum. Ya da şöyle söyleyeyim, belki indirir. Çünkü bütün merkez bankaları hata yapar. Ama hemen arkasından geçmişte iki defa daha yaptığı gibi yeniden faizleri yükseltecektir. Dolayısıyla eğer benden nasihat istiyorsanız, ya arkadaşlar yani kredi kullanmayın. Hani elinizden geldiği kadar elinizdeki parayla idare edin. Çünkü hani şimdi kredi alayım, kredi faizi yüksek ama gelecek sene düşer. Bana da işte periyodik olarak zam geliyor. Ben o krediyi rahatlıkla kapatırım diye düşünmeyin. Çünkü öngörülebilir vadede hiçbir faizin düşmesi için bir neden yok Türkiye'de. Dolayısıyla yani ya bu Hürmüz krizinin çözülmesini bekleyelim ya Amerikan ara seçimlerini ondan sonra krediyle alışveriş kararı verelim. Bu arada hazır buraya kadar gelmişken bizim diğer piyasalara da bakalım. Borsa. Arkadaşlar borsada şaşırtıcı bir gelişme var. Yani ikinci çeyrek karları açıklanıyor. Genelde beklentilerin üstünde kar gösteriyor şirketler. Bu şirketlerimizin krizlere alışık olmasından kaynaklanıyor. Ve borsa gerçekten ucuz kaldı. Ama ben borsada ve tabii Merkez Bankası enflasyon raporundan çıkan izlenim, yani faizlerin yakında düşeceği de borsanın rally yapması için bir gerekçe teşkil eder. Bütün bundan rağmen ben borsanın 14 bin puanların üstüne çıkacağına ya da kalıcı olarak çıkacağına kesinlikle inanmıyorum. Birincisi bu halka arz meselesi var. Yani bir hafta kadar SPK halka arzılara ara verdi. Şimdi yeniden halka arzılar geliyor ve sürekli olarak ikinci piyasadan para çekiyor. Ve yabancı katılımı da yok. Yani geçen hafta 15 milyon dolar kadar almışlar. Şimdi yabancı piyasaya para sokmuyor. Yerlilerde borsayla oynayanlar parayı sokup çıkartıyorlar. Ama halkımızın çok önemli bir bölümü mevduatta veya para piyasası fonlarında kalıyor. Ya da BES fonlarında. Yani o bir zamanlar faizler çok düşük olduğunda daha önce borsada hiç işlem yapmamışlar. Ya belki buradan para kazanırız diye. Borsaya aktığı dönemler sona erdi. Dolayısıyla borsayı yükseltecek paranın nereden geldiğini görmüyorum. Orada da söyleyeceğim aynı şey. Yani Brent petrol 100 dolara gelirse ki bence Eylül'de böyle bir ihtimal var. Borsa 14 bin puandan 12 bin puana kadar gerileyebilir. Ve kesinlikle kesinlikle çok iyi hisse senedi seçmiyorsanız. Çünkü hisse bazında hareketler olacaktır. Borsada pozisyon almayın. Yine burada dediğim gibi Merkez Bankası ne diyecek, ne yapacak bu analizleri okumayın bile. Çünkü onlar da bilmiyorlar. Tek takip etmeniz, daha doğrusu iki tane takip etmeniz gereken şey var. Bir, Karadeniz'de tanker savaşı sona erecek mi? İkincisi, Hürmüz ve Babel Mandep ne zaman açılacaklar? Bunlar açılırsa bence borsada ciddi bir şekilde prim yapar. En son olarak da altın. Altında 4000'den 4500'e güzel bir hareket gördük. Bu da Amerika'da hem tüfenin hem yurt içi üfenin beklentilerin altında çıkmasından kaynaklandı. Ve Kevin Walsh zaten Şahin kılığına girmiş bir güvercin. Faizleri artırmaya pek niyetli değildi. Doğal olarak insanlar muhtemelen faizlerin artmadığı bir ortamda altın prim yapar diye altına girdiler. Ama altın rallisi bence çok kısa sürecek. Çünkü dediğim gibi petrol fiyatları hızla yükselerek enflasyon baskısını arttıracak ve Fed 50'de olmasa bile bir sonraki toplantıda faiz arttırmak zorunda kalacak. Faiz de altının düşmanıdır. İkincisi faizlere yalnız Fed faizi olarak bakmamak lazım. Bir de tahvil faizleri var. Fed ne yaparsa yapsın Amerika'da tahvil faizleri bütçe açının çok büyük olmasından dolayı hızla yükseliyor. Çarşamba günü yapılan ihalede 30 yıllık devlet tahvilinin getirisi 2001'den bu yana en yüksek düzeyine yükseldi. Şimdi yine altın tutmanın alternatif maliyeti tahvilde kaybettiğiniz getiri. Siz tahvilde %5,5 gibi para kazanıyorsanız altına yatırım yapmanız daha zor. Dolayısıyla altının da yani bir miktar daha gerileceğini düşünüyorum. 4 binin altına pek inmiyor. O noktada merkez bankaları alım yapıyorlar. Ama 4000-4500 arasında salınarak gidecektir. Türk lirası da hala dolara karşı çok fazla değer kaybetmediği için TL altın bazında da prim yok. Geçen hafta keyifli haberlere dolu bir video çektim. Bu hafta maalesef aynı şeyi tekrarlayamıyorum. Eski tempoma felaket kainine geri döndüm. Yine de havalar nasıl olursa olsun sizin keyfiniz güzel olsun diyorum. Hafta sonunda beni evinizde misafir ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Ve programların yapımcılığını üstlenen mesele ekonomiye de buradan teşekkürü borç biliyorum. Hepinize iyi günler.