**Borsa İstanbul, MSCI Uyarısı ve “Devalüasyon” Tartışması: Piyasaların Önünde Ne Var?**
Programın merkezinde BIST 100 ve BIST 30 endeksleri ile MSCI Türkiye endeksi, dolar/TL paritesi ve küresel anlamda S&P 500 ile Nasdaq endeksleri bulunuyor. Yayının ana eksenini ise Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar sınıfında kalıp kalmayacağı, Türk Lirası’ndaki aylık devalüasyon hızının artıp artmayacağı ve yapay zeka hisselerinde muhtemel bir balon riski oluşturuyor. Söz konusu dosyaların hepsi, yatırımcıların önümüzdeki aylarda portföy kararlarını doğrudan etkileyecek kritik zaman dilimleri ve seviyeler içeriyor.
**MSCI Türkiye’ye Sert İhtar Verdi: Kasım Karar, 2027 Riski**
MSCI’nin Türkiye’ye getirdiği önceki uyarıların ardından perşembe akşamı yeni bir ihtar geldi. Kasım ayında Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa endeksinden çıkarılmayacağı, ancak talep edilen düzenlemeler yapılmazsa 2027’de bu olasılığın gündeme gelebileceği bildirildi. Uyarının arka planında, değeri olmayan hisselerin fonlarca pompalanarak büyük endekslere girmesi, pasif fonların istemedikleri bu hisseleri almaya zorlanması ve buna bağlı büyük zararlar oluşması yatıyor. Ayrıca süreçte siyasi bağlantı iddialarının güçlenmesi ve fon mağdurlarının tazmin edilmemesi, MSCI’nin kaygılarını sürdürüyor. Benzer uyarının Endonezya’ya da gelmesi ve Endonezya borsasının perşembe seansında son 28 yılın en sert satışını yaşaması, konunun ne kadar ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor. BIST tarafında ise başın üstünde bu “demokrasi kılıcı” sallanırken, global büyük fonların Türk hisselerine girmesi beklenmiyor; bu durum yükseliş için gerekli katılımı zayıflatıyor.
**Türk Lirası ve “Devalüasyon” Meselesi: Hız Artışı mı, Çöküş mü?**
Transkriptte vurgulandığı üzere Türkiye’de aslında teorik olarak serbest kur sistemi var; ancak uygulamada TCMB’nin güçlü TL politikasıyla kur belirleniyor. Bu politikanın özü, TL’nin dolar karşısındaki aylık değer kaybını beklentinin altında bir oranda tutup arz/maliyet yönünden enflasyonist baskıları sınırlamak. Seçimlere kadar bu çerçeveden çıkılması beklenmiyor; ancak ince ayar yapılması mümkün görülüyor. Bloomberg’ın Fatih Karahan’ın Bangkok’ta yaptığı basına kapalı toplantıda “2028’de görev süresi bitiyor, ardından yönetecek kişiye çok güçlü bir TL bırakmak istemiyorum, aylık devalüasyon hızını arttıracağız” şeklinde aktarılan sözleri tartışmayı başlattı. HSBC/Macbank baş ekonomisti Cağrı Sarıkaya’nın “böyle bir şey söylenmedi” yalanlamasına rağmen Bloomberg haberinde ısrar etti. Yine de bu tür açıklamaların ardından dolar/TL’de aylık değer kazanma oranının şu anda **1,50 ile 2,00 arasında** seyretmesi ve Ekim ayında olası **100 baz puanlık faiz indiriminin** döviz getirisi ile TL getirisi arasındaki farkı azaltması, piyasada dövize yönelik risk iştahını artırabilir. Kış aylarında cari açığın artmasının beklendiği bir dönemde, bu denklemin merkez bankasının kur kontrolünü zorlaştırması, en kötü senaryoda doların tek seferde çok yüksek seviyelere (örneğin 60 TL sınırına doğru) hareket etme riski konuşuluyor. Yatırımcı için kritik olan ise Ekim kararı: Eğer TCMB konsensus anketlerinin tersine faiz indirmezse, aylık devalüasyon oranının biraz üzerine çıkılabilir; ancak hem faiz indirimi hem de daha hızlı devalüasyon yapılması piyasada büyük belirsizlik yaratır. Bu veriler resmi makroekonomik göstergelerle teyit edilene kadar, mevduatta TL karlılığının sürdüğü ve bu nedenle döviz/TL ile altın/TL paylarının değiştirilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
**Wall Street ve Yapay Zeka Balonu: Tehlikenin Zamanlaması**
S&P 500 ve Nasdaq’ta yatay hafif boğa eğiliminin altında ciddi bir oynaklık var. Uzmanlardan yapay zeka balonuna ilişkin uyarılar geliyor. *Financial Times* kaynaklı veriler, beş büyük yapay zeka/hiperscaler şirketinin bu yıl **800 milyar dolar** yatırım yapacağını, nakit akışlarının ise **700 milyar dolar** olduğunu; bu yüzden borçlanacaklarını gösteriyor. Daha kritik olarak, mevcut yatırımların kâr yapabilmesi için 2030’a kadar Amerika’da **3,5 trilyon dolarlık** yapay zeka ürün satın alınması gerektiği belirtiliyor. Bu rakam ABD ekonomisinin yaklaşık **yüzde 7’sine** tekabül ediyor; bu nedenle teknik olarak imkânsız olarak değerlendiriliyor. Balonun patlaması kesin görülüyor, ancak zamanlama belirsiz. Piyasalarda enflatif baskıların artabileceği, petrol ve akaryakıt fiyatlarının kışın 20-25 dolar artabileceği senaryoları da dikkate alındığında, ABD’deki hareketliliğin Türkiye’ye tsunami değil, kıyıya vuran artçı dalgalar şeklinde yansıyacağı ifade ediliyor.
**Kritik Tarihler ve Seviyeler**
Önümüzdeki takvim şu şekilde şekilleniyor:
- **Kasım ayı:** MSCI’nin Türkiye için çıkarma kararı verilmemesi; ancak 2027 riskinin başlatılması.
- **Ekim ayı:** TCMB’nin faiz kararı; konsensusin aksine bir indirim yapılmaması durumunda TL’deki aylık devalüasyon bandının (**1,50-2,00**) üzerine çıkılması.
- **Aralık ayı ve ertesi yıl sonuna kadar:** Fed, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’nın en az üç kez daha faiz indirimi yapması bekleniyor.
- **ABD ara seçimleri:** Trump yönetiminin kongrenin bir kanadını kaybetmesi durumunda hükümetin kapanma, vergi toplayamama ve altı ay içinde hazine tahvillerinde ödeme güçlüğü riski. Demokratların bu noktada şantaj olarak kullanabileceği belirtiliyor.
- **10 ve 30 yıllık ABD Hazine tahvilleri:** Temmuz sonrası yükselişin arkasındaki asıl neden kamu borcunun sürdürülemez olması; son günlerdeki düşüş geçici bir riskten kaçış hareketi olarak görülüyor.
- **Yıl sonu:** Yapay zeka şirketlerine dokunmamak için verilen süre; bu tarihe kadar temkinli yaklaşımın korunacağı, sonrası için riskin arttığı ifade ediliyor.
Yatırımcı için özetle, TL mevduatının hâlâ kârlı olduğu, döviz ve altındaki TL payının değiştirilmemesi gerektiği; ABD borsalarında ise yapay zeka bağımlı büyüme hisseleri yerine Dow Jones endeksindeki güçlü değer hisselerinin tercih edilmesi öneriliyor.